Çerez Tercihlerinizi Seçin

Alışveriş deneyiminizi geliştirmek, hizmetlerimizi sunmak, müşterilerin hizmetlerimizi nasıl kullandığını anlayarak iyileştirmeler yapabilmek ve tanıtımları gösterebilmek için çerezler ve benzeri araçları kullanmaktayız. Onaylı üçüncü taraflar da bu araçları, tanıtım gösterimimizle bağlantılı olarak kullanır.

Çerezleri Özelleştir

Müşteri Yorumu

Türkiye’de 5 Mart 2020 tarihinde değerlendirildi
Altıncı Koğuş, Çehov'un bir dergide yayımlattığı, sonrasında büyük ilgi toplayan hacmi küçük kendi büyük eseri. Öyle ki; Lenin'in, eseri okuduktan sonra kendisini Altıncı Koğuş'ta hissedip ürperdiği rivayet edilmekte.

Çehov, esere çok sıradan, çok yalın cümlelerle giriş yapmış. Romanın ilk kısımlarındaki değişik kişi isimleri ve durağanlık, okuyucunun hikaye edilen olaya odaklanmasını biraz engelliyor ve hangi ismin kime ait olduğu detayını ya not almak, ya da sık sık önceki sayfalara geri dönmek zorunda kalıyor okuyucu (Yoksa bu sadece benim başıma mı geldi bilmiyorum).

Eser, bir akıl hastanesi doktorunun, yıllar içinde yaşadığı ruhsal değişimi, giderek yalnızlaşmasını, bu yalnızlığını hastanenin müdavimlerinden birisi ile vakit geçirerek giderme çabasını ve nihayetinde bu yakınlaşmanın neden olduğu hazin sonu anlatıyor. Doktorun evrildiği süreç sanki Kafka'nın Dönüşüm'ündeki Gregor Samsa'yı anımsatıyor. Gregor Samsa'nın yalnızlığı ve anlaşılamayışı bir örümcek ile, 6.Koğuşun doktoru Andrey Yefimıç'inki ise kendini akıllı sananlar tarafından deli ilan edilmekle sembolleştirilmiş; bence tek fark bu.

"Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli!..." sözleri, bu hikayenin tek başına özeti adeta.

Hikayenin ikinci önemli karakteri İvan Dmitriç, zamanla doktorun gerçek anlamda iletişim kurabildiği tek kişi oluverir ve isteyerek ya da istemeyerek, doktorun hastanedeki mesaisi esnasında kendisi ile birlikte diğer hastalara karşı takındığı duyarsız tavırların intikamını alır sanki sebep olduğu algı ile...

Doktor-hasta arasındaki diyaloglar, eserin belki de en güzel bölümleri. Etkileyici bir felsefi derinlik var bu bölümlerde.

"Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan, yani bir atlı arabadan ya da bir çalışma odasından bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur." bu bölümlerde geçen veciz sözlerden sadece bir tanesi.

Tutunamayanları okuyup da içindeki Olric'i farkedenlerin, bu kitabı okuduktan sonra Doktorun hissettiği ızdıraba, yalnızlığa ve çaresizliği kabullenişine empati yapması da oldukça olası.

Kısacası, monoton bir şekilde başlayan, ama giderek okuyucuyu düşünmeye sevk eden önemli, güzel bir eser...
7 kişi bunu faydalı buldu
0Görüş Kötüye kullanımı bildir Kalıcı Bağlantı

Ürün Bilgileri

5 yıldız üzerinden 4,8
4,8 / 5 yıldız
188 genel puan